Dolar 43,9639
Euro 51,4397
Altın 7.523,29
BİST 13.346,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Diyarbakır 13°C
Parçalı Bulutlu
Diyarbakır
13°C
Parçalı Bulutlu
Sal 14°C
Çar 10°C
Per 13°C
Cum 12°C

KÖRFEZ YANARSA DÜNYA YANAR…

2 Mart 2026 15:10
124

Haziran 2025’te yaşanan ve literatüre ‘12 Gün Savaşı’ olarak geçen İran-İsrail çatışması, aslında bir fragmandı. Asıl film şimdi başladı. Amerika’nın Körfez’e neredeyse donanmasının büyük bölümünü yığması, hava gücünü ileri üslerle tahkim etmesi ve İsrail’le eş zamanlı operasyonlara girişmesi; bunun spontane bir kriz değil, planlı bir hazırlık olduğunu gösteriyor.

Sorulması gereken ilk soru şu; bu savaş gerçekten ‘aniden’ mi başladı? Uluslararası krizler bir sabah uyanıp patlamaz. Birikir. Dosyalar, yaptırımlar, pazarlıklar, tehditler, kırmızı çizgiler… Hepsi bir gün bir noktada kesişir. Ve o kesişim genelde petrolün üzerinde olur.

PETROLÜN ÜZERİNDEKİ SATRANÇ TAHTASI

Körfez, dünya petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği bir arter. Hürmüz Boğazı kilitlenirse, sadece Ortadoğu değil; Avrupa’dan Çin’e kadar tüm üretim zincirleri sarsılır.

ABD’nin askeri yığınağı tesadüf değil. Çünkü mesele sadece İran’ın nükleer kapasitesi değil; enerji akışının kontrolüdür. Enerji akışını kontrol eden, küresel enflasyonu, üretimi, hatta seçim sonuçlarını etkiler.

İran’ın son misillemeleri de bu nedenle doğrudan semboliktir. Sadece İsrail’i değil; Körfez’deki Amerikan üslerini hedef almıştır. İran’ın vurduğu veya hedef aldığı bildirilen başlıca ABD askeri varlıkları şunlardır.

Al Udeid Hava Üssü (Katar) – ABD’nin bölgedeki en büyük hava komuta merkezi.

Naval Support Activity (Bahreyn) – ABD 5’nci Filosu’nun merkezi.

Al Dhafra Air Base (Birleşik Arap Emirlikleri).

Ali Al Salem Air Base (Kuveyt).

Suudi Arabistan’daki ABD askeri konuşlanmaları.

Ürdün’deki Amerikan askeri varlıkları.

Bu tablo bize şunu gösteriyor; savaş artık iki ülke arasında değil. Bölgesel bir eksen savaşı başlamış durumda. Ve bölgesel savaşlar, kontrol edilmezse küresel savaşa evrilir.

EPSTEIN DOSYASININ GÖLGESİ

Kriz patladıktan sonra uluslararası kulislerde bir başka başlık dolaşıma sokuldu; Jeffrey Epstein dosyası.

Jeffrey Epstein dosyasında birçok güçlü ismin adı geçmişti. Bunlar arasında ABD Başkanı Donald Trump da bulunuyordu. Dosyanın tamamının açıklanmamış olması, ‘acaba bazı dosyalar uluslararası siyasette baskı aracı olarak mı kullanılıyor?’ sorusunu gündeme getirdi.

Burada dikkatli olmak gerekir. Elimizde savaşın doğrudan Epstein dosyası nedeniyle çıktığını kanıtlayan somut veri yoktur. Ancak küresel siyasette şantaj, dosya, istihbarat ve güç pazarlığı gerçeği inkâr edilemez.

İsrail ile ABD arasındaki stratejik bağ düşünüldüğünde, bu tür dosyaların baskı unsuru olarak kullanılıp kullanılmadığı sorusu ister istemez akıllara geliyor.

Bu bir komplo teorisi değil; güç siyasetinin doğasıdır. Uluslararası ilişkilerde ahlaki değil, stratejik davranılır. Ancak şu gerçeği atlamayalım; bu savaşın temel motivasyonu bir dosya değil; enerji, güvenlik mimarisi ve bölgesel nüfuz mücadelesidir. Epstein dosyası varsa bile, bu yangının kibriti değil; olsa olsa dumanıdır.

3’NCÜ DÜNYA SAVAŞI EŞİĞİ Mİ, KONTROLLÜ KAOS MU?

Şu an için dünya iki blok halinde fiilen sahada değil. Rusya ve Çin doğrudan çatışmanın içinde değiller. Ancak Körfez’in kilitlenmesi Çin’i, NATO’nun genişlemesi Rusya’yı doğrudan etkiler.

Asıl tehlike burada. Çünkü; İran kara harekâtı olmadan çökmez. İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’daki vekil güçleri hâlâ etkin. Körfez ülkelerinin bir kısmı ABD üsleri üzerinden fiilen savaşın parçası.

Müslüman ülkelerin önemli bir bölümü Washington’un askeri lojistiğine destek veriyor. Ramazan ayındayız. Ama İslam coğrafyasında üsler açık, pistler hazır, hava sahaları müsait. Bu da ayrı bir ironidir.

Türkiye açısından tablo daha da hassas. Van ve Hakkâri semalarında hissedilen hareketlilik psikolojik bir gerilim yaratıyor. İran-Türkiye sınırının uzunluğu düşünüldüğünde olası bir göç dalgası, ticaret daralması ve güvenlik riski ciddi bir ihtimaldir. Önümüzde Newroz var. İran’da tatil uzun. Van ekonomisi bu hareketlilikten beslenir. Ancak savaş uzarsa sınır illeri ilk darbeyi yer.

Bir başka soru; İran Türkiye’deki NATO varlıklarını hedef alır mı? Bugün için böyle bir adım, doğrudan NATO’yu savaşa sokacağı için düşük ihtimal. Ancak savaşın ilk kuralı şudur; İlk gün söylenenler, onuncu gün geçerliliğini yitirir.

Bu analiz kaleme aldığım da tablo buydu. Yazıma noktayı koyacağım anda ise, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü haberi geldi. İran’da hem sevinç hem de yas var. Bu da gösteriyor ki, uluslararası krizlerde saatler bile tarihi değiştirir. Şu an gördüğümüz şey bir dünya savaşı değil. Ama küresel sistemin çatladığı bir eşikteyiz.

Petrol yolları ateş altında.

Enerji fiyatları kırılgan.

Bloklaşma derinleşiyor.

Müslüman ülkeler bölünmüş.

İran yıpratılıyor ama diz çökmüş değil.

ABD geri adım atmıyor.

İsrail geri çekilmiyor.

Bu bir son değil.

Bu, yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Körfez yanarsa sadece petrol değil, küresel düzen de yanar.

Ve biz sınırın hemen yanı başındayız.

Sevgiyle kalın.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.