SÜPER GÜÇLER, KAYIP ÇOCUKLAR VE ÇÜRÜYEN DÜNYA…
Jeffrey Epstein dosyalarının açılmasıyla birlikte sadece bir istismar ağı değil, dünyanın nasıl bir ahlaki uçurumun kenarında durduğunu gösteren karanlık bir tablo ortaya saçıldı. Bu belgelerde sıradan isimler yok. Küresel sermayenin sahipleri, ‘saygın’ iş insanları, ünlü sanatçılar, generaller, medya patronları ve en ürkütücüsü; ABD’nin eski ve görevdeki başkanlarıyla aynı kareye girmiş güç merkezleri var.
Bu noktada mesele artık bir ‘skandal’ değildir. Bu, dünyayı yönettiğini sandığımız insanların ruh sağlığıyla, ahlakıyla ve sınırlarıyla ilgili bir güvenlik sorunudur.
Çocukların kaçırıldığı, istismar edildiği, satıldığı bir düzenin merkezinde; nükleer silahlara, küresel finans sistemine ve ordulara hükmeden isimler varsa, insanlık sadece bir ahlak krizinde değil, varoluşsal bir tehdit altındadır.
Bugün herkes şu soruyu sormalıdır: Bu kadar dengesiz, bu kadar kirli ilişkiler içinde olan insanlar dünyanın kaderini belirlemeye devam edebilir mi?
GÜÇ, DOKUNULMAZLIK VE KAYBOLAN ÇOCUKLAR
Epstein dosyalarında ortaya çıkan fotoğraflar ve uçuş kayıtları, sadece bireysel suçları değil; gücün suça nasıl zırh olduğunu gösteriyor. Bu belgelerde adı geçenler arasında, ABD siyasetinin en tepesine kadar uzanan ilişkiler bulunması, meselenin neden yıllarca örtbas edildiğini de açıklar niteliktedir.
Bir çocuk istismar ağı düşünün:
– Uçaklar var
– Özel adalar var
– Uluslararası para transferleri var
– Ve hepsinin üzerinde dokunulmazlık hissi var
Bu noktada suç, sadece istismarı yapanlarda değildir. Asıl suç, bilen, susan, görmezden gelen, ‘itibar’ adına dosyaları kilitleyen sistemdedir.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Bugün ‘süper güç’ dediğimiz ülkeleri yönetenlerin bir kısmı, yarın çocuklara karşı işlenmiş suçların hesabını vermesi gereken isimler olabilir.
Bu da dünyanın neden bu kadar güvensiz, bu kadar adaletsiz ve bu kadar acımasız olduğunu açıklar. Çünkü çocukların canı, güçlülerin itibarından daha ucuz görülüyorsa; orada demokrasi de yoktur, hukuk da.
RAKAMLAR, SESSİZLİK VE CEVAPSIZ SORULAR
Bu küresel karanlık tartışılırken, Türkiye’de de kayıp çocuklar meselesi yeniden gündeme geldi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TÜİK’in yalnızca 2008–2016 yılları arasındaki verileri paylaştığını, bu 8 yılda 104 bin 531 çocuğun kayıp olarak kayıtlara geçtiğini, ancak 2016 sonrasına dair hiçbir verinin açıklanmadığını dile getirdi.
Bu açıklama üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, iddiaları yalanladı. Ancak yalanlama, kamuoyunu rahatlatmak yerine daha fazla soru doğurdu. Çünkü ortada hâlâ cevaplanmamış temel bir gerçek var: 2016’dan sonra kaybolan çocukların sayısı neden şeffaf biçimde açıklanmıyor?
Bu konuyla ilgili TBMM’ye verilen soru ve araştırma önergelerinin çoğu, Meclis çoğunluğu tarafından reddedildi. Hangi partilerin kaç oyla reddettiğinden bağımsız olarak şu gerçek değişmiyor: Kayıp çocuk meselesi, siyaset üstü bir insanlık meselesidir. Bir çocuğun kaybolması;
– Bir annenin hayat boyu sürecek çığlığıdır
– Bir babanın vicdanında kapanmayan yaradır
– Bir toplumun çürüme göstergesidir
Hadi rakamlarla da konuşalım: Dünya genelinde her yıl 1 milyondan fazla çocuk kayboluyor ya da kaçırılıyor. Savaş bölgelerinde, göç yollarında, iç çatışmaların yaşandığı coğrafyalarda bu sayı katlanarak artıyor. Ortadoğu’da, Afrika’da, Ukrayna’da, Suriye’de, Filistin’de kaybolan çocukların önemli bir kısmı bir daha asla bulunamıyor.
Bu çocukların bir bölümü;
– Cinsel istismar ağlarında
– Organ ticaretinde
– Zorla çalıştırılmada
– Silahlı grupların militan devşirme sistemlerinde
– Yeraltı suç ekonomisinin en karanlık alanlarında kullanılıyor
Ve dünya bunu biliyor.
Ama güçlü olanlar, bu düzenin bozulmasını istemiyor.
İNSANLIK NEREDE KAYBOLDU?
Epstein belgeleri bize sadece isimler vermedi. Bize insanlığın aynasını tuttu. Saygı duyduğumuz sanatçılar, alkışladığımız liderler, ‘medeniyet’ dersi veren ülkeler…
Hepsi çocukların gözyaşıyla kirlenmiş bir sistemin içinde yer almışsa, burada sorgulanması gereken sadece kişiler değil, bizzat kurduğumuz dünya düzenidir. Bugün çocukları koruyamayan bir dünya, yarın hiçbirimizi koruyamaz. Bugün güçlülerin suçuna dokunamayan hukuk, yarın tamamen anlamsızlaşır. Bu yüzden mesele sadece Epstein değildir. Mesele kimlerin çocuklar pahasına güçlü kaldığıdır.
Ve bu soruya cevap verilmeden;
Ne adalet gelir,
Ne huzur,
Ne de güvenli bir gelecek.
Çünkü çocukların kaybolduğu bir dünyada, aslında insanlık çoktan kaybolmuştur.
Sevgiyle kalın.
